Bizim mahallenin bıçkın delikanlısıydı Osman…Güzel yürekli, adam gibi adam.Kimseyi kırmaz, istese de yapamazdı zaten.Çünkü altından bir kalbi vardı Osman’ınVe o kalbi aşağı mahallenin güzel kızı Ayşe’ye çoktan kaptırmıştıAma ne yaptıysa ikna edememişti Ayşe’yi.Defalarca haber yollasa da, mahallenin çocuklarıylaHepsinden de olumsuz yanıt almıştı.Ama durduramıyordu içindeki yangını, engel olamıyordusürüklenişineCesareti de yoktu Ayşe’nin karşısına çıkmaya, korkudandeğil tabi;Çünkü ne zaman görse Ayşe’yi dili tutulurdu fukaranın.İki lafı bir araya getiremez mahcup mahcup izlerdi Ayşe’yiGünlerden bir gün tüm cesaretini toplayıpBelki de hayatında ilk defa çiçek alıp çıkmıştı Ayşe’nin karşısınaVe yine o kopasıca dili firar etmişti sankiKızardı, bozardı ve birden seni seviyorum ölümüne seviyorum ulan diye haykırdı.Haykırdı haykırmasına ama dilinden dökülen bu cümlelerAyşe’nin kahkahalarında kaybolup gitmiştiEvet yine ret cevabı almıştıO günden sonra Osman hiç kimseyle hiçbir şey konuşmadıO gün orada sadece sesini değil hayallerini, umutlarını,kendine olan inancını da kaybetmişti, yaşlanmıştı adeta…Birkaç gün haber alamayınca Osman’danHalil, Özer ve ben dayandık evinin kapısınaDaha merdivenleri çıkarken tüm mahalleyi çoktan bir ürperti sarmıştı.Aralıktı kapısı, sanki birini bekler gibiydiİçeriye girdiğimizde karşılaştığım manzarayı anlatmammümkün değildiOsman’ın cansız bedeni yerde yatıyorduElinde o çok sevdiği Ayşe’nin fotoğrafı vardı.Bileklerinde Ayşe yazan kesikler tüketmişti tüm kanınıŞok içindeydim dizlerimin üstüne çöktüğümdeElindeki fotoğrafın arkasındaki nota takıldı gözlerimŞöyle yazıyordu fotoğrafın arkasında;Seni ölümüne seviyorum dediğimi belki anlamışsındır.Sahildeki Şair Sinan Yıldızlı#busözlerisanayazdım#yenikitap

Bizim mahallenin bıçkın delikanlısıydı Osman...Güzel yürekli, adam gibi adam.Kimseyi kırmaz, istese de yapamazdı zaten.Çünkü altından bir kalbi vardı Osman’ınVe o kalbi aşağı mahallenin güzel kızı Ayşe’ye çoktan kaptırmıştıAma ne yaptıysa ikna edememişti Ayşe’yi.Defalarca haber yollasa da, mahallenin çocuklarıylaHepsinden de olumsuz yanıt almıştı.Ama durduramıyordu içindeki yangını, engel olamıyordusürüklenişineCesareti de yoktu Ayşe’nin karşısına çıkmaya, korkudandeğil tabi;Çünkü ne zaman görse Ayşe’yi dili tutulurdu fukaranın.İki lafı bir araya getiremez mahcup mahcup izlerdi Ayşe’yiGünlerden bir gün tüm cesaretini toplayıpBelki de hayatında ilk defa çiçek alıp çıkmıştı Ayşe’nin karşısınaVe yine o kopasıca dili firar etmişti sankiKızardı, bozardı ve birden seni seviyorum ölümüne seviyorum ulan diye haykırdı.Haykırdı haykırmasına ama dilinden dökülen bu cümlelerAyşe’nin kahkahalarında kaybolup gitmiştiEvet yine ret cevabı almıştıO günden sonra Osman hiç kimseyle hiçbir şey konuşmadıO gün orada sadece sesini değil hayallerini, umutlarını,kendine olan inancını da kaybetmişti, yaşlanmıştı adeta…Birkaç gün haber alamayınca Osman’danHalil, Özer ve ben dayandık evinin kapısınaDaha merdivenleri çıkarken tüm mahalleyi çoktan bir ürperti sarmıştı.Aralıktı kapısı, sanki birini bekler gibiydiİçeriye girdiğimizde karşılaştığım manzarayı anlatmammümkün değildiOsman’ın cansız bedeni yerde yatıyorduElinde o çok sevdiği Ayşe’nin fotoğrafı vardı.Bileklerinde Ayşe yazan kesikler tüketmişti tüm kanınıŞok içindeydim dizlerimin üstüne çöktüğümdeElindeki fotoğrafın arkasındaki nota takıldı gözlerimŞöyle yazıyordu fotoğrafın arkasında;Seni ölümüne seviyorum dediğimi belki anlamışsındır.Sahildeki Şair Sinan Yıldızlı#busözlerisanayazdım#yenikitap